KOMPOZİSYON

Arif Nihat Asya kimdir?


20 Ekim 2021

Arif Nihat Asya kimdir?

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Arif Nihat Asya’nın "Bayrak Şairi" olarak anılmasını sağlayan bu dizeler 1940 yılında Adana’da yazılmıştı.

O dönem 35 yaşında olan Asya, Adana Erkek Lisesi'nde edebiyat öğretmeniydi. Adana’nın kurtuluş günü olan 5 Ocak’ta her yıl törenler düzenlenir şehirdeki saat kulesi ve Ulu Cami minaresi altına açılan dev Türk bayrağı altında kutlamalar yapılırdı. Hatay’ın Türkiye’ye katılmasının ardından 5 Ocak günü ayrı bir heyecan kazanmış, 1940 kışındaki tören için Adana Maarif Müdürlüğü 5 Ocak kutlamasında, Saat Kulesi'yle Ulu Cami minaresi arasına Adana'nın tarihi bayrağı çekilirken, o güne uygun bir şiirin okunması için Adana Erkek Lisesi’ne bir mektup yollanmıştı. Arif Nihat Asya öğrencileri arasından üç-dört kişi seçti. 'Gidip kütüphanelerde araştırın. 5 Ocak kutlamalarına uygun güzel bir şiir bulun. Pek duyulmamış bir şiir olsun' diyerek onları tembihledi. Ancak birkaç gün sonra elleri boş olarak geldiler.

Altından Dökülmüş Bir İstiklal Madalyası

Aynı günün gecesi Arif Nihat Asya evinde petrol lambasının ışığında, kağıdı kalemi eline aldı. Şafak sökerken Bayrak şiiri hazırdı. Şiir, ilk yazıldığı haliyle kaldı. Üzerinde hiç oynamadı. Sabah okula gidince öğrencisi Aydın Gün’e şiiri defalarca okuttu. Genç çocuk mükemmel okuyordu. 5 Ocak kutlamalarında Aydın Gün bayrak çekilirken şiiri okudu ve büyük alkış aldı. Aynı günün akşamı, 5 Ocak Balosu’nda çocuğu tanıyanlar ona şiiri kimin yazdığını sordu. Aydın Gün, “Bilmiyorum. Şiiri bana Arif Hocam verdi. Soran olursa kimin yazdığını söylemememi tembihledi” cevabını verdi. Ama mesele anlaşıldı. Tanıyanlar, şiirin Arif Nihat Asya’ya ait olduğunu hemen idrak etti. O gün Bayrak Şairi unvanını alan Asya “Bu sıfat, benim için altından dökülmüş bir İstiklal Madalyası kadar kıymetlidir" diyecekti.

Sadece bu olay bile Asya’nın gerek edebi gerek içtimai kişiliğini anlatır nitelikteydi. Öğrencilerini tanıyan, onlara güvenen özverili bir öğretmen, tevazu sahibi gerçek bir vatansever ve duygularını başarılı bir şekilde dizelere döken saf bir şair…

Küçük Yaşlarda Yazmaya Başladı

Bayrak Şairi’nin asıl adı Mehmed Arif’tir. 7 Şubat 1904’te Çatalca’nın İnceğiz köyünde doğdu. Babası Zîver Efendi aslen Tokatlı, annesi Zehra Hanım ise Tırnovalıdır. Henüz yedi günlükken babasını kaybetti. Annesinin yeni bir evlilik yapıp Filistin'e gitmesiyle akrabalarının yanında büyüyen Arif Nihat Asya, Birinci Dünya Savaşı yıllarında "Gülşen-i Maarif Rüştiyesi"ne gitti. Bu dönemde hakim olan milliyetçi duyguların etkisiyle şiire başlayan Asya, eğitimini parasız yatılı olarak Bolu ve Kastamonu liselerinde sürdürdü. Sonrasında İstanbul Dârülmuallimîn-i Âliyesi’nin edebiyat bölümünü bitirerek öğretmen oldu. Adana’ya tayin edildi. Bu şehirde on dört yıl edebiyat öğretmenliği ve idarecilik yaptı. 1950-1954 yılları arasında Adana milletvekili oldu, 1954’te tekrar öğretmenliğe döndü. 1959-1961 yıllarında Kıbrıs’ta çalıştı. 1962’de emekli oldu; 5 Ocak 1975’te Ankara’da vefat etti. Ankara’daki Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi.

Tarih, Kahramanlık, Memleketi Mısralara Taşıdı

Onun şiirinde halk ve divan edebiyatı nazım şekilleri yanında modern edebiyatın nazım şekilleri de yer almıştır. En çok kullandığı nazım şekli ise rubâîdir. İşlemiş olduğu başlıca temalar arasında kahramanlık ve tarih duygusu, din, aşk, tabiat ve memleket güzellikleri önde gelmektedir. Arif Nihat’ın millî değer ve şahsiyetleri konu alan şiirleriyle dinî iman ve heyecanı işleyen şiirleri, 1950’den sonra yetişen yeni nesillerde tarih şuurunun ve dinî duyguların uyanmasında ve gelişmesinde önemli rol oynamıştır. “Bayrak”, “Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor”, “Fetih Davulları”, “Selimler”, “Kubbeler”, “Süleymaniye” gibi şiirleri bu konuda yazılmış olanların en tanınmışlarıdır.

Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!

...

Asya’nın Dua isimli şiiri onun belki de en çok ezberlenen ve okunan eseri oldu.

“Yelkenler biçilecek” diye başlayan, “Fâtih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın! / Kızım, sen de Fâtihler doğuracak yaştasın!” diyerek gençliğe seslendiği Fetih Marşı da günümüze kadar tarih ve vatan sevgisini en iyi anlatan marşlar arasında yer aldı.

Peygamber Efendimiz için kaleme aldığı Naatı ise duygu ve estetik bakımından son devirlerde kaleme alınmış en mükemmel örnekler arasındaydı.

Özellikle de

“Konsun yine pervazlara
Güvercinler;
"Hu hu"lara karışsın
Aminler..
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fatiha’lar, Yasin’ler!”

mısraları Asya’nın adını her Mevlid Kandili’nde anılır hale getirdi.

Eserleri. Şiirleri: Heykeltraş (İstanbul 1340 r.), Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor (İstanbul 1945), Rubâiyât-ı Ârif (Ankara 1956), Kökler ve Dallar (İstanbul 1964), Kıbrıs Rubâîleri (Ankara 1964), Nisan (Ankara 1964), Emzikler (1964), Duâlar ve Âminler (İstanbul 1967), Kova Burcu (1967), Kubbe-i Hadrâ (1967), Yürek (1968), Avrupa’dan Rubâîler (1969), Köprü (1969), Aynalarda Kalan (1969), Basamaklar (1971), Divançe-i Ârif (1971), Şiirler (seçmeler 1971).